Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü
Bilgi Edinme SSS
2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 10. maddesinin (d) bendi uyarınca, kişilerin özel nitelikteki başvuruları üzerine Bakanlığımızca inceleme yapılması ve görüş bildirilmesi mümkün değildir.
Hukuki konularda avukatlardan görüş alabilirsiniz. Şayet avukat tayin edecek maddi imkanınız bulunmuyorsa 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 176 ve devamı maddeleri uyarınca tarafınıza avukat görevlendirilmesi için bulunduğunuz yer Baro Başkanlığına veya Adli Yardım Bürosuna başvurabilirsiniz.
Bilindiği üzere, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.” hükmüne yer verilmekte, Kanunun 15 ilâ 28. maddeleri arasında da bilgi edinme hakkının sınırları belirtilmektedir.
Aynı Kanunun 27. maddesinde ise “Tavsiye ve mütalaa talepleri bu Kanun kapsamı dışındadır.” hükmü yer almaktadır.
Konusu hukukî mütalaa talebi niteliğinde bulunan Bilgi edinme başvurularının Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Tarafınıza gönderilen cevabî işleme karşı, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununda öngörülen 15 günlük süre zarfında, “Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna”, 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununda öngörülen 60 günlük süre zarfında da, idarî yargı yoluna başvurma hakkınız bulunmaktadır.
Harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak devletin aldığı paradır. Kural olarak, devletin gördüğü kamu hizmetleri parasızdır. Ancak, devlet kendisi için oldukça külfetli ve masraflı bir faaliyet olan icra ve iflas hukukundaki hizmetleri için bu hizmetlerden yararlananlardan yaptığı masrafların tam karşılığı olmamak üzere harç adı altında tahsil eder. Bu para; ilgili kişilerden harç pulu yapıştırılmak suretiyle tahsil edilir.
Harçlar Kanununa bağlı tarifelerde yer alan maktu harçların miktarları ile nispi harçların oranlarını Bakanlar Kurulu, her yıl sonunda, takip eden yıl başından geçerli olmak üzere tespit etmektedir. Maliye Bakanlığı tespit edilen harç miktar ve oranlarını Genel Tebliğ şeklinde hazırlayıp yayımlamaktadır. Mahkemeler ise Harçlar Kanununa ve bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede belirlenen oran ve miktarlarda harç alınmasına karar vermektedir.
Diğer yandan, harç ve yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olan kimselerin adli yardım kurumundan yararlanmaları mümkün bulunmaktadır.
Ayrıntılı bilgi için adli yardım ile ilgili başlıklara bakınız.
Kanun ve yönetmelik hükümlerini www.mevzuat.gov.tr adresinden temin etmeniz mümkündür.
Boşanma ilamında çocuğunuzla kişisel ilişki kurulması hususundaki hükmün uygulanması için ilamlı icra ile takip yoluna başvurabilir, mevcut düzenleme ihtiyaçları gidermiyorsa velayetin yeniden düzenlenmesi konusunda ilgili mahkemesine dava açabilir, hukuki konularda avukatlardan görüş alabilirsiniz.
Görevlerini ifa ederken ihmâl ya da suistimalleri olduğunu düşündüğünüz yargı mensupları hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği nezdinde somut delillere dayanarak şikâyette bulunma hakkınız mevcut olup, hukukî konularda avukatlardan yardım alabilirsiniz.
Mirasa konu malların rızaen paylaşılamaması ve taksiminin de mümkün olmaması hâlinde taraflardan birisinin bizzat veya avukatı aracılılığı ile yetkili mahkemeye dava açması mümkün bulunmaktadır.
Anayasanın 138 inci maddesinin 2 nci fıkrasında ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 4 üncü Maddesinde; "Yargı yetkisinin kullanılmasında hiçbir organ, makam, merci veya kişinin mahkemelere emir ve talimat veremeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı" öngörülmektedir.
2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 10 uncu Maddesinin (d) bendi uyarınca, Genel Müdürlüğümüzün ancak yargı yetkisinin kullanılma alanına girmeyen konularda görüş bildirme görevi bulunmaktadır.
Yargı yetkisinin kullanılma alanına giren konularda Bakanlığımızca idarî yönden yapılacak herhangi bir işlem bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, hukuka ve kanunlara aykırı bulduğunuz mahkeme kararları hakkında süresinde kanun yollarına başvurabilirsiniz. 
Adli yardım; adil yargılanma ilkesi gereği maddi durumu müsait olmayanların dava ve takip açma hakkından mahrum kalmamalarını sağlamak için geliştirilmiş bir kurumdur.
6100 sayılı HMK’nın 334. maddesi uyarınca Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.
Kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler. 
Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır. 
Adli yardımın kapsamı 6100 sayılı HMK’nın 335. Maddesinde düzenlenmiştir.
Adli yardım kararı, ilgiliye, aşağıdaki hususları sağlar:
a) Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet.
b) Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet.
c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi.
ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini.
(2) Mahkeme, talepte bulunanın, yukarıdaki bentlerde düzenlenen hususlardan bir kısmından yararlanmasına da karar verebilir.
(3) Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder. 
Adli yardım, asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden istenir. Kanun yollarına (istinaf, temyiz) başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. 
Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır. 
Adli yardım talebine ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır. 
Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir. Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak yapılır. Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir.
Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir. Adli yardım, daha önce yapılan yargılama giderlerini kapsamaz. 
Adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır. 
Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.
Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir. 
4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 441. maddesinde "Vesayet altındaki kişinin kendisi veya malvarlığının yönetimi için gerekli olmayan paralar, faiz getirmek üzere, vesayet makamı tarafından belirlenen milli bir bankaya yatırılır veya Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir. Paranın yatırılmasını bir aydan fazla geciktiren vasi, faiz kaybını ödemekle yükümlüdür." hükmü yer almaktadır.
Bakanlığımızın 06/05/2008 tarihinde yayımladığı 104/1 nolu Genelgemizde Mahkeme emanet paralarının Türkiye Vakıflar Bankasında açılan hesaplara aktarılmasına, Türkiye Vakıflar Bankasının olmadığı yerlerde ise, diğer bankalardaki hâlen mevcut hesapların muhafaza edilmesi, söz konusu paraların bu hesaplara yatırılmasına devam edilmesi öngörülmüştür.
Ancak, Türk Medeni Kanununun anılan maddesi uyarınca vesayet altındaki kişiye ait paraların en yüksek faizi veren bankaya yatırılarak nemalandırılması yasal zorunluluk olduğundan diğer bankalarca verilen en yüksek faiz oranının Vakıfbank Şubesine öncelikle teklif edilmesi, bu oran kabul edilmediği takdirde hesabın en yüksek faiz oranını teklif eden banka şubesine aktarılması gerektiği değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte, Anayasanın 138 nci maddesi ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 4 üncü maddesinde yer alan "Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmü ile yargı bağımsızlığı teminat altına alındığından, bunun bir görüş olduğu, mahkemece yargı yetkisi kapsamında verilecek kararın asıl olacağı kuşkusuzdur.